Balık çeşitleri ve avlanma dönemi

Balığa göre yem
1  2  3  4  5 

Balık av zamanları
1  2  
Amatör Balıkçılık İçin İpuçları
1  2 
Misine bağlama teknikleri
1
İğneye yem takılması
1 
İstanbul'da avlanabilecek balıklar ve mevsimleri

İstanbul’da yaşayan çok sayıda balık türü arasında en çok karşılaşabileceğiniz balıklar lüfer, palamut, uskumru, tekir,  izmarit ve bol bol istavrit. Bu balıklar İstanbul sularında olduğu kadar İstanbul sofralarında da isim yapmışlardır. Üstelik sandalla çıkacağınız avları da renkli birer deneyime dönüştürürler. Yanınızda tecrübeli bir balıkçı varsa, işin tadı yakaladığınız balıkları sandalda mangal yapıp, Boğaz’a karşı yemekle çıkar. İlk lüferin pilavını yapıp servis ettiğinizde de havanızdan geçilmez. Ancak önce lüferi palamuttan ayırmanız gerek.

Lüfer
Lakabı: İstanbul İstanbul olalı lüfer, Boğaz’ın sultanıdır. İstanbul balıkçıları arasında  “dişli”ye çıkmıştır adı. Güzelliğini kolay kolay koklatmaz; hırçındır. En küçüğünden en büyüğüne, (ağırlık ve boyuna göre), defne yaprağı, çinekop, kaba çinekop, sarı kanat, lüfer, kabalüfer ve kofana diye adlandırılır.
Şekli şemaili: Sırtı menevişli, koyu mavi-yeşildir. Yanlarına doğru açılarak bu renk kurşuniye ve karnında beyaza döner. Yüzgeçleri ise sarımtıraktır.
Huyu suyu: Güçlü çeneleri, sivri ve keskin dişlerinin gösterdiği gibi lüfer çok yırtıcı bir balıktır. Hem cins, karşı cins dinlemez; her türlü balığa saldırır. Lüferi iğneden çıkartırken dikkatli olmazsanız, acımaz; parmaklarınızı kapıverir.
Koordinatlar: Anadolu ve Rumeli fenerleri, Anadolu Kavağı’na gelmeden askeri bölge (Umur Yeri), Yeniköy Feneri, Kandilli, Çengelköy, Üsküdar sahilleri, Kumkapı önü ve açıkları lüferi özellikle uzun olta avlanma tekniğiyle avlayabileceğiniz koordinatlar.
Mevsimi: Yumurta bırakmak için yaz aylarında Ege’den Marmara’ya oradan da Karadeniz’e çıkan lüferler,  Eylül ortasından itibaren lezzetli ve beslenmiş olarak Karadeniz’den, Boğaz’a inerler. Bu iniş sırasında akşamüzeri güneş batımından gece 01.00’e ve sabah güneş doğmaya yakın lüferler Boğaz’da cirit atar.
Nasıl tavlarım: Lüferin başlıca yemleri hamsi, istavrit, sardalye, uskumru, kolyoz, izmarit gibi sürü halinde gezen küçük ve orta boy balıklar. Uzun olta takımı kullanacaksanız, canlı zargana yem olarak çok iyi sonuç verir. Lüferi hareket halindeki yemler çeker.
Av teknikleri: En zevkli lüfer avı uzun olta ile yapılandır. En kolay hazırlanan uzun olta, 0.70 misina üzerine kırmızı ibrişimle bağlanmış, ileri geri hareket edebilen iğne ile yine bu misinanın ucuna takılan 5/0 no. iğneli olandır. Pratikliği, elastikiyeti ve yemi sağlam tutması açısından kalın misina üzerine hazırlanmış uzun olta tercih sebebidir. Av sırasında en az üç, beş uzun olta takımını sandıkta bulundurmanızda fayda var.
Sofrada lüfer:  Lüferin her hali damaklara bayram. Tavada, ızgarada, buharda, kiremitte; hepsinde tadı ayrı çıkar. Dolması maharetli ellerinizden öper. Bir sürü lüfer tarifinden pilavlı lüferin tadı başka, yeri ayrı.

Palamut
Lakabı: Boyları 10 cm.den 70 cm.ye kadar olan palamutların, küçükten büyüğe aldıkları antika isimler şunlar: Palamut vonozu, kestane palamutu, palamut, zindandelen, torik, sivri, altıparmak ve peçuta. Ama genelde küçükleri çingenepalamudu, orta boylarına palamut, büyükleri de torik olarak bilinir. Lüfer gibi hırçın olduğundan, kendisine dişli demenize gücenmez.
Şekli şemaili: Sırtları koyu mavi, yanları gümüşi ve karınları beyazdır. Gövdelerinde taşıdıkları arkadan öne, sırttan karın hizasına doğru, siyahımsı çizgi ve bantlar lüferden ayrılmasını sağlar. Ölünce sırtı kararır. Atik gövdesi bir füzeyi andırır, pulları ufacık, çenesi uzun, ağzı kocamandır. Sivri dişlerinden uzak durun.
Huyu suyu: Yırtıcılıkta lüferin eline su dökemese de, lüferden pek de aşağı kalır yanı yoktur. Çok hızlı yüzer ve hiperaktiftir. Ani duruşları ve dönüşleri ile hafif esereklidir.
Koordinatlar: Lüferin olduğu yerlerde palamut da görülür. Genelde sahillerin 2-15 mil açıklarında, 15-100 m’ye kadar olan derinliklerde gruplar halinde dolaşır. Sadece ülkemiz sularında değil, sıcak ve ılıman denizlerin kısmen açık kesimlerinde, kısmen sahil bölgelerinin orta sularında yaşarlar.
Mevsimi: Kendisi gibi yırtıcı lüferlerle, Eylül ve Ekim aylarında başlıca yemleri olan istavrit, hamsi ve kraça gibi küçük balıkları önlerine katarak Karadeniz’den Boğaz’a inişe geçerler. Sabah gün doğmadan av yerine varırsanız palamut sürülerini tespit etmek daha kolay olacaktır.
Nasıl tavlarım: Palamut çaparisine kırmızı, beyaz ve kırçıllı tüy takılır. Ne alaka demeyin; bu tüyler yem balığının yüzgeçlerini andırır. Zokalı yemli takım kullanacaksanız istavrit ve hamsi palamutları çekmek için idealdir.
Av teknikleri: Palamut çaparisi hazırlamak maharet ister; ancak hazırladınız mı palamutu oltada bilin. Çaparilerde beden 0.50-0.70, köstekler 0.40-0.70 numara parlak beyaz naylondan hazırlanır. 25 cm’lik kösteklere 9 no. kalaylı iğneler veya 4/0 kalaylı iğneler takılır.
35-40 köstekten oluşan çaparilerin iğnelerine martının, kazın göğüs tüylerinden ve beyaz horozun boyun tüyünden kırmızı ibrişimle üç dört adet bağlanır. Çaparinin olta kısmı ise, 100-120 no. naylondan, 40-50 kulaç uzunluğunda yapılır. Oltanın ucuna takacağınız 5 cm.lik fırdöndüye, çift kat 0.80 misinadan bir kulaç uzunluğunda kasalı bir parça kasalanır. (bu parçanın adı kolçaktır.)Kolçağın diğer ucuna da 5 cm’lik bir fırdöndü, bu fırdöndüye de beden takılır. Çaparinin ucundaki kasaya da çift ilmek atıp, iskandili taktınız mı asılın küreklere…
Sofrada palamut: İstanbul mutfağının gözde mezelerinden lakerda torikten elde edilir. Başı, kuyruğu ve yüzgeçleri ayrılan, bağırsakları, kanı ve iliği temizlenen torik için derince bir kaba, yoğun tuzlu su hazırlayın. Temizlenmiş dilimleri bu tuzlu su içinde buzdolabında 24 saat bekletin. Daha sonra bu dilimleri yıkayıp, süzün. Kavanozun dibine koyacağınız yarım santim tuzun üzerine, bir miktar karabiber ve defneyaprağına bulanmış bir balık dilimi koyun. Bütün dilimleri, aralarında tuz katmanları olacak şekilde istif edin. En üstte de 1-2 cm. kalınlığında tuz koydunuz mu, 10-15 gün içinde lakerdanız hazır. Üstteki balık dilimlerini alıp, derince bir kaptaki tatlı suyun içinde buzdolabında bekletirseniz; tuzu iyice çıkan balık dilimlerini derisini soyarak servis edebilirsiniz.

Uskumru
Lakabı: 1960’ların gözdesi uskumru nesli tükenmekte olan balıklarımızdan. Ortalama boyları 20-25 cm olan uskumruların yavrularına vonoz, iri kıyımlara lipari denir. Yağsız zamanlarındaki lakabı çirozdur.
Şekli şemaili: Afili bir balıktır uskumru. Biçimli gövdesini diğer balıklardan, sırtındaki menevişli koyu mavi, siyahımsı ve yeşil renkte şerit halindeki lekelerle ayırt edebilirsiniz. Süt beyaz karnı pek çekicidir. Büyük ağzından korkmanıza gerek yok, keskin olmayan dişleri kadife gibi yumuşacıktır.
Huyu suyu: Çevik ve atletiktir. Saatte 6-7 deniz mili yol alarak, palamutu sollar.  Sürüler halinde yaşar, en çok hamsiyle beslenir; orkinos, torik gibi saldırgan balıkların akşam yemeği olurlar.
Koordinatlar: Aşırı avlanmadan dolayı balık Marmara ve Boğaz’da görülmez oldu. Kolyoz sürülerinin arasından çıkan tek tük uskumru kısmetinizse ne ala.
Mevsimi: Karadeniz'de yazı geçirerek üreyen ve yağlanan uskumrular Kasım ayında Boğaz'a akmaya başlar. Boğaz'dan yavaş yavaş Marmara'ya ilerlerler. Gittikçe ılımanlaşan kışlarda, çok sayıda torik ve kofana Boğaz’ı mesken ettiği için, uskumru akışı da zamanla aksadı.
Nasıl tavlarım: Çapariye takılacak kırçıllı veya siyah tüyle.
Av tekniği: Uskumru çaparisinin beden ve köstek takımları derin, orta ve sığ sularda farklılık gösterir. Derin sularda 0.40 beden, 0.35 köstekler yeterli gelirken, sığ sularda daha ince takımları tercih etmenizde fayda var. (Beden 0.30, köstekler 0.25 no. gibi…) İskandillerin ağırlığı da sulara göre 300- 400 gr. olarak değişir. Hazırladığınız takıma uzunlukları 15-16 cm olan 20-25 köstek takın ve 3 no’lu iğne tercih edin. Kırçıllı ve siyah tüyler sürüler arasında kalmış uskumruların nefsini uyandıracaktır. Av mahallinde oltayı bir indirip, bir yukarı çekin. Olta boşluktaymış gibi hissettiğinizde, uskumru takıldı demektir. Oltayı hemen yukarı çekmezseniz, hınzır balıklar can havliyle çaparinizi karıştırabilir.
Sofrada uskumru: Eti çok lezzetli olan uskumrunun ızgarası, tavası, dolması, buğulaması yapılır. En orijinal lezzeti ise, en yağsız olduğu Nisan başı-Mayıs ortası döneminde verir. Uskumruların kurutulmasıyla elde edilen çirozun hazırlanışı da zahmetsizdir:

İzmarit
Lakabı: Amatör balıkçının ilk heyecanı genelde izmarittir. Bu yüzden “siftah” olarak anılır. Küçük boy olanlar kancur, irileri ise kanal izmaritidir.
Şekli şemaili: Gövdesi basık, elips şeklindedir. Sırtı ve yanları açık ve dalgalı kahverengi, karnı ise beyazdır. Diğer balıklardan ayırt etmenin en kolay yolu, her iki yanında ve göğsünde kocaman siyah birer leke aramaktır. Balığın sırt ve kıç yüzgeçlerinde sivri ve batıcı dikenler bulunur. Balığı oltadan çıkarırken bu dikenler elinize batabilir; galeyana gelip balığınızla kucaklaşmaya kalkmayın deri altına diken kaçarsa apse yapar. Karnından tutmanız tavsiye edilir.
Huyu suyu: Pek kıvrak, hayli oynaktır. Karın, göğüs ve iri kuyruk yüzgeciyle geri geri bile gidebilir.
Koordinatlar: Boğazın hemen her noktasında görülse de en keyifli avlardan birine Sarayburnu açıklarında çıkabilirsiniz.
Mevsimi: Şubat sonunda Boğaz’da görülmeye başlayan izmaritler, Kasım’a kadar kıyılardan, iskele üstlerinden ve tabii sandaldan rahatlıkla yakalanabilir.
Nasıl tavlarım: Midye içi ve üçe böleceğiniz karides izmaritleri paşa paşa oltaya getirir. İzmarit ağzının tadını bilir; midye içini kıvamında ister. İçlerini çıkardığınız midyeleri düz bir tahta üzerinde güneşte kurutmanız hem izmarit için daha çekicidir, hem de yumuşak olmayan bu yemi rahatça alamayacağından, yakalaması daha kolay olur.
Av tekniği: İzmarit kolay bir av olarak görünse de avcılığı maharet ister. Sandaldan izmarit çaparisi, en verimli izmarit avıdır. Çaparinin hazırlanışı şöyle: 0.45’lik 100 m. uzunluğunda sert ve şeffaf bir misina mantara sarılır. Ucuna 1 cm’lik fırdöndü bağlanır. Fırdöndünün diğer gözüne, 2,5 kulaçlık, 0.40’lık şeffaf misina takıldıktan sonra, bedenin ucuna bir kasa yapılır. 11 cm. uzunluğunda 0.35’lik kısa kösteklere çapraz, beyaz, kalaylı 8-9 no. sinek iğneler bağlayıp, bu köstekleri 13 cm aralıklarla dizdiniz mi izmarit çapariniz hazır. 250-300 gr.lık iskandilleri de kasaya takmayı unutmayın. Bu çaparide, midye, karides ve istavritten küçük parçalar yem olarak kullanılır. Takımda yirmi-yirmi beş köstek olduğu için sandalda iki kişi yemleme işine girişmeli. İzmaritler yemlere üşüşünce, oltanın iyice dolu olup olmadığını anlamak içi çapariyi azıcık kaldırın. Olta iyice ağırlaşmışsa, yavaşça yukarı çekin. Haşin hareketlerden kaçının;  minik ağızlı izmarit kolayca yırtılıp oltadan kurtulabilir.
Sofrada izmarit: Löp beyaz et veren izmaritin tek kusuru kılçıklarıdır. Ayıklanarak veya ayıklamadan ızgarası, haşlanıp zeytinyağlısı, sarsmak, maydanoz ve limonlu salatası, buğulaması en çok da tavası damakta yer eder.

İstavrit
Lakabı: Bir istavrit balığı her daim bir istavrit balığıdır.
Şekli şemaili: Üstünden tren geçmiş gibi yamyassı vücudu, mel mel bakan gözleri ve ufacık ağzıyla pek şaşkın görünür. Isırmaz korkmayın, kadife gibi dişleriyle ağzını açmaya mecali yok. Sırtı, kafasına göre yeşil, gri, mavi olabildiği için, beyaz karnına doğru çıkmış iki ufak dikencik, istavriti diğer balıklardan ayırmanızı sağlayabilir.
Huyu suyu: Çok kalabalık gezen şaşkınlar sürüsü, kendini hemen ele verir.
Koordinatlar: Boğaz’ın herhangi bir noktasında istavrite rastlamanız mümkün.
Mevsimi: Karadeniz’e doğru dolanmaya çıksalar da, eylül sonunda Marmara’ya dönüş yaparlar.
Nasıl tavlarım: İstavrit kendi kendiyle tavlanan trajik bir balığımızdır. Yüzgecini jiletle kesip çıkarırsanız, “kuyruk altı” denilen yerden yem elde edebilirsiniz. Bu küçük parça bir kamışın ucuna bağlı sinek iğnesine takılıp kıyıdan denize sallandırılır. Seri hareketlerle su üstünde kaydırdığınız bu kuyruğu istavritler küçük bir balık parçası sanıp atlarlar.
Av tekniği: İstavrit avı kolay, zahmetsiz ve hareketlidir. Çapariyle avlanır. İstavrit çaparisi 15-20 kösteklidir. İlk istavrit avınızda 10 köstek kullanmanız tavsiye edilir. Kalaylı iğneler 6 no., olta 50-100 metre 0.40 numara, beden 0.35, köstekler ise 0.30 veya 0.25 olmalı.
İğnelere beyaz renkte hindi, kaz veya martının kuyruk, kanat tüyleri kırmızı ibrişimle bağlayın. Köstek boylarınız 13 cm aralıkları da
13 cm olsun. Bu takım için 150-240 gr. iskandil uygundur. Av mahallinde çaparinizi dikkatlice ve yavaşça denize koyuverin. Balık oltaya dolandı mı, oltanızı yumuşakça indirip kaldırın. Böylece çaparinizin tamamı dolar.
Oltanızı yukarı almadan ufak bir ilmik atarsanız, bir daha ki sefere oltayı balıkların bulunduğu derinliğe kolayca indirebilirsiniz. İstavrite nazik davranın, izmarit gibi küçük ağızlı istavritin, oltayı hızlı çekerseniz ağzı yırtılıverir.
Sofrada istavrit: İstavritin buğulaması
ve tavasına rağbet çoktur ancak hem pratik hem lezzetli olsun derseniz, istavrit pilaki ideal.

Tekir
Lakabı: Küçükleri ‘mıcır’, büyükleri ‘çuka’ olarak bilinir.
Şekli şemaili: Üzerinde benekler var, gözleri kırmızı, bir de bıyıklı! Dudak üstünde bıyık aramaya kalkmayın; tekirin bıyığı çene altında. Barbunyayla akraba olan tekir daha soluk renklidir.
Huyu suyu: Narin tekir bıyıklarıyla kumu kazması ünlüdür.
Koordinatlar: Bebek, Arnavutköy, Kavaklar. Bu sene özellikle Kilyos’ta görülmüşler.
Mevsimi: Sonbaharda Boğaz’a dönmüş olurlar.
Nasıl tavlarım: Piyazlamaya, kandırmaya gerek yok… Paşa paşa ağınıza takılır.
Av tekniği: Tekir avı fanyalı ağlarla yapılır. Lakin bir bilen olmadan içinden çıkmanız zordur. Önce ağınızı istif edersin. Bir tarafını (makası) kıyıya bağladıktan sonra asılın küreklere… Ağınız denizin altında açılacak, bittiğinde elinizde kalan ipin ucuna taş bağlayıp denize atın. Zavallı tekircikler ağlarınıza gözlerinden yakalanacaklar.
Sofrada tekir: Kâğıtta kebabı, ızgarası ve tavası makbuldür. Buğulaması ise ekstra lezizdir.

Sosyal balıkçı

Bakmayın siz sandalda süzülen yalnız balıkçı triplerine. Balıkçılar pek bir faal, pek bir sosyaller. Derneklerin etkinliklerini takip edebilir, geleneksel balıkçılık festivallerine katılabilirsiniz.
Balıkçı dernekleri:
Amatör Olta Balıkçıları Derneği Rastgele 
www.rastgele.org  
Balıkçılığı Koruma ve Geliştirme Derneği
www.bkgd.org

Faydalı linkler:

www.denizce.com
www.sualtiavcilari.org
http://groups.yahoo.com/group/amatorbalikcilik
www.avyaban.org
www.ddd.org
www.balikavi.net
www.balikavi.org
www.balikta.com
www.amator-balikcilik.com    

Faydalı kitaplar:

“Amatör Olta Balıkçılığı ve Balık Tutma Teknikleri”, Haluk Deniz Öksüz, 2002, İstanbul.
“İki Boğaz’ın Suları” Ali Pasiner, Remzi Kitapevi, 2001, İstanbul.
“ Balık ve Olta” Ali Pasiner, Remzi Kitapevi, 1999, İstanbul.
“Türkiye Deniz Balıkları Fihristi” Levent Artüz, Büke Yayınları,, 2005, İstanbul.

Festivaller:

Fatih Belediyesi ve Şehristanbul Derneği’nce 1-2 Eylül tarihlerinde 4. İstanbul Balıkçılık Festivali, eski balıkçı köyü olan, tarihi Samatya Meydanı’nda düzenlenecek. İstanbul’un balık ve deniz kültürünün devamlılığını sağlamak için enteresan etkinlikler düşünülmüş. Galata Köprüsü’nde oltayla, Kocamustafa Paşa Barınağı’nda tekne ve sandallarla yapılacak balık avı yarışması amatör balıkçılara müjde! Samatya Meydanı’nda en güzel balık lokantalarının aşçılarının katılımıyla özgün balık yemekleri de yarışacak. Konserler, resim sergisi, gezi turları, oltayla balık avı, en hızlı midye dolma yeme yarışması Eylül’ü Samatya’da karşılama nedenlerinizden bir kaçı…

Balık dili

İşte okuduğunuz havai kelimelerin Türkçesi. Balıkçı oldum diye koltuklarınız kabarsın; atın havanızı.
Iskarmoz: Sandalın iki yanında küreklerin bağlı olduğu çubuklar. Bu çubuklar genelde kızılcık, dişbudak ya da kestane ağacından yapılıyor; hem önemli, hem değerliler. Sandalla ilerlerken, kürekleri kontrol etmenizi sağlıyorlar; canınız bu çubuklara bağlı desek yeridir.
Çapari: “Çapari aşağı çapari yukarı. Nedir bu kardeşim?” demeyin, balığa çıkıyorsanız çapari vücudunuzun bir parçası artık. Beden, köstek ve iğne bölümlerinden meydana gelen, her bir iğneye hindi, horoz, kaz, martı, tavuk vb. kuşların kanat, kuyruk tüyleri ya da balığın ağzının tadına göre yem takılan çok iğneli bir olta takımı.
Köstek: Balık iğnesini oltaya bağlayan, bir iki karış uzunluğunda kıl veya misina parçası. Bildiniz misina işte.
Kerteriz defteri: Kerteriz defteri balıkçıların düşmanlarını tanımak için tuttuğu nam- değer defter, köklü bir gelenek, bir nevi “balık avı günlüğü”. Bugünün yarını var… Balık tutmayı kafaya koyduysanız, hangi balığın hangi mevsimde, nerede bulunduğunu kaydetmenizde fayda var. Böylece bir daha ki sefere işiniz daha kolay olur, hem şahsınıza münhasır bir defteriniz olur.
Fırdöndü: Ufacık bir metal. Bir tarafı oltaya, bir tarafı çapariye bağlıyorsunuz. Maksat misinanın gam yapmaması.
Gam yapmak: Misina karıştı mı gam yapmış oluyor.
İskandil: Oltanın ucuna takılan kurşun-çinko karışımı ağırlıklardır. Bu ağırlıklar denizin dibine değiyor, siz de denizin kaç bucak olduğunu ölçüyorsunuz.
Tel livar: Tuttuğunuz balıklarınızı saklayacağınız sandaldaki telden havuzcuk. Tel livarın içindeki balıklar karaya varana kadar tazecik kalıyor, kartlaşmıyor.

 

Balık tutulan yerler     1


Balık tutmanın incelikleri

Oltayla balık tutmak ve balık tutmanın incelikleri


 

Bu resim küçültülmüştür. Orijinal boyutlarda (750x300) görüntülemek için buraya tıklayın.


Oltayla balık tutmak bir meraktır. İnsanın içinden gelmesi gereken bir istek sanırım.. Balık kokusunu duymak denizle içiçe olmak kendini kaptırırcasına saatlerce soğukta, karda, kışta beklemek, sabahın erken saatlerinde kalkıp gündoğumunu beklemek zorla yaptırılacak bir etkinlik olamaz.

Kimileri bu deniz sevdasından büyük şehirlerden kaçıp sahil kıyılarına yerleşir. Kalan hayatını denizle içiçe geçiren insanların işte özlediğim hayat bu, hayallerim buydu dediğini duyarız çoğu zaman..

Balık tutmak dünya üzerinde tedavisi olmayan hastalıklardan biriymiş. Kimine göre büyük zevkmiş, kimine göre tedavi yöntemiymiş, kimine göre stres atmanın en güzel yoluymuş.. Vazgeçilmez bir uğraşmış.

Oltanın ucundaki heyecan

Amatör balıkçılık çok ayrı bir tutku önce bir hevesle başlıyor ve 10 iğneli bir çapari olta alınıyor. Bilgi beceri ve tecrübe geliştikçe biraz da çevredeki diğer amatörlere özenilerek kamış oltaya geçiliyor. Bu süreçte misinaların, iğnelerin özellikleri, olta türleri, balık türleri ve avlanma biçimleri öğreniliyor. Hangi balığın nerede, ne zaman avlanacağı araştırılıyor. Durumu iyi olanlar küçük çaplı tekne bile ediniyorlar. Bu gün ülkemizde amatör balıkçılık yalnız denize sahil olan kentlerimizde değil akarsuyu gölü bulunan kara kentlerinde de yaygınlaşıyor.

Oltalarda, zokalarda, suni yemlerdeki gelişmeler ise şaşkınlık verici düzeyde. Özellikle Finlandiya ve Japonya'daki teknolojik gelişmeler amatör balıkçılığın boyutlarını da değiştirmiş durumda. Balıkları kandırmak artık çok daha kolay. Özellikle "Mr. Twister" ismi verilen suni solucanlar büyük rağbet görüyor. Sentetik balıklar, karidesler çok çeşitli. Hatta karınlarının içinde kimyasal reaksiyon tüpleri taşıyan suni yemler bile var. Japon Yuzuri firması tarafından yapılan sentetik balıklar ise canlı balıkları kandırmada çok etkileyiciler. Cam parçalardan oluşan suni yemler oltanın ucunda suya girdiği zaman fosforlu bir hal alıp ışık saçıyor. Pırıl pırıl parlayan bu yeme özellikle lüfer ve mercan hayır diyemiyor.

İzmarit

Mevsimi ekim-nisan arasıdır. Dip balığı olup zeminin 40 cm üstünde dolaşır. Düşmanı olan lüfer akını başlayınca kesilir. İzmarit oltasında 6 veya 7 nolu siyah sinek iğnesi kullanılır. 150-200 gramlık kurşunu vardır. İzmarit avında 3 iğne idealdir birde fırdöndü taktınız mı olta hazır demektir.

İstavrit

Hindi veya martı tüyü çapari ile yakalanır. İstavrit oltasına kırçıllı tüy takılırsa bazen kolyos geldiği bile olur. Soğuğu seven bu balık orta derinlikte dolaşır. Oltaya 20 iğne yakılabilir. İlk atışta dibe kadar inen olta sonra yoklayarak yukarı çekilir. Hangi seviyede balığa rastlanırsa olta işaretlenerek o derinlikte avlanılır. İstavrit avında misinayı tutan el devamlı hareket halinde olmalıdır.

Mezgit

Marmara'nın en saf balıklarındandır bu nedenle çok kolay tutulur. Yem olarak sinek iğnesine genellikle midye takılır bazen tüylü iğneye de geldiği olur.

Zargana

Fosforca zengin olan balık çocuklar için son derece değerli bir besin kaynağıdır. Özel olta isteyen tek iğneyle yakalanır. Sürekli hareket halindeki tekneden tutulur. Tavası ve köftesi lezzetlidir.

Kırlangıç

Olta balıkçılığının zevkli avlarındandır. Dip balığı olup zoka veya çift büyük iğne ile yakalanır. Maliverye denilen iğneye istavrit veya izmarit kılçıksız yaprak halinde takılır ve iğne dibe yatırılır. En iyi avlanma dönemi ise ekim-kasım arasıdır.

Çinekop, sarıkanat, lüfer ve kofana aynı tür balıklardır. Çinekop 3 çatallı kaşık iğnesi ile tutulur, hassas balıktır. Canlı ve taze yem ister. Sarıkanat ve lüfer üçlü yada ikili zoka ile avlanır. Bu balıkların avcılığı zahmetli ve zevklidir.

Marmara balıklarının azalmasının bir nedeninin de köpek balıklarının çoğalması ve yunusların azalması olarak gösteriliyor.

Olta Balıkçılarına Öğütler

Çeşitli kaynaklara göre, bir tür meditasyon, deniz ve yeşilin birleştirilmesi sonucu doğayla bütünleşmeyi arzulayanların ilgi gösterdiği olta balıkçılığında başarılı olabilmek için bir takım kurallara dikkat etmek gerekiyor. Uzmanlar, sevgi, sabır, soğuk kanlılık ve hızlı refleks isteyen olta balıkçılığı ve amatör balıkçıkar için şu önerilerde bulunuyor:
  • Balıkçılık sevgi, sabır, soğuk kanlılık ve refleks ister.
  • İnce misina 0,30 ve 0,40 avcı olur balığı ürkütmez.
  • Büyük balıklar yakalandığında misina durdura durdura ürkütmeden yukarı çekilmelidir.
  • İstavrit tutarken çapa atılmaz, çapa ipinin hareketi balığı ürkütür ve yarı yarıya keser.
  • Tekneyle büyük balık avında mutlaka bir kepçeye ihtiyaç vardır. Sudan çıkar çıkmaz kepçeyle balık yakalanmalıdır yoksa çırpınan hayvan misinayı koparabilir.
  • Bir balık teknesinde mutlaka livar bulunmalıdır. Livar yoksa teneke kaplar tercih edilmeli ve su sık sık değiştirilmelidir. Plastik kovalarda bekleyen balık su içinde bile olsa bayatlar.
  • Balıkçılığa yeni başlayanların en sık düştüğü hatalardan biri iğneyi dipte bir yerlere taktırmalarıdır. Bu konuda dikkat gerekiyor.
  • İskorpit ve trakonya etleri yenirse de zehirli balıklardır. Çarptığı yeri şişirirler. Oltaya sık gelen bu balıkları tanımak iğneden çıkarırken tedbirli olmak her ihtimale karşı zehirli balık vurmaları için küçük bir şişe amonyak alınmalıdır.
  • Avlanma sahasını bozmamak için kirletmemek gerekir.
  • Av günü sonunda yakın bir zamana kadar tekrar ava çıkılmayacaksa artan yemlerle de yemleme yapılmasında fayda vardır.
Balık tutmak için en uygun yerler

Amatör balıkçılık, hobi olmaktan çok bir yaşam biçimi. Kıyıdan oltayla balık avlamanın tadını bir kez alan bir daha zor bırakıyor. İşte bu yüzden yağmur veya soğuk dinlemeden denize olta sallayan insanlar görüyoruz sahil kentlerinde. İstanbul’daki Galata Köprüsü’nün üzeri, amatör balıkçılığın nasıl bir şey olduğunu en iyi anlatan yerdir. Sabahın ilk ışıklarından akşamın geç saatlerine kadar onlarca amatör balıkçı olur üzerinde. Yaz-kış, sıcak-soğuk, yağmur çamur dinlemezler. Biz de bu hafta konularında uzman jüri üyelerimize, kıyıdan oltayla balık avlamak isteyenlerin, bu işe yeni başlayacakların gidebilecekleri en iyi yerleri sorduk. Tatllı suda ve kıyıdan açıkta tekneden avlanmayı seçim dışı bıraktık. Bunun için ileride belki ayrıca bir seçim yaparız. Bu hafta sadece ilk 10’a girenleri değil, jürinin adını andığı tüm yerlerin listesini de veriyoruz

Galata Köprüsü-İstanbul




Marmara tarafı daha bereketli. İstanbul’da oltayı eline ilk kez alanlara bile sorsanız, size Galata Köprüsü’nü işaret eder. Öyle ki, yer bulmak bile çok zordur. Özellikle de hafta sonlarında. Sabahın ilk ışıklarında gitmek, rahat ve güzel bir yer kapmak için şarttır. Özellikle Marmara’ya bakan tarafının daha verimli olduğu söylenir. Temmuz - ağustos ayları dışında çinekop, kefal ve istavrit bolca bulunur. Balıkçıların tecrübesine göre 10’lu veya 12’li çapari kullanımı en çok tercih edilen tekniktir. Sarkıtma, şamandıralı, mantarlı olta da kullanılabilir. Köprü üzerinde sandviç ve çay satan seyyar satıcılara rastlamak mümkün.

Sarayburnu - İstanbul



Fırlatma olta tavsiye edilir.İstanbul’da arkanızı Topkapı Sarayı’na vererek Kız Kulesi’ne karşı balık tutmanın keyfi başka. Sarayburnu sahilinde özellikle akın balıklarına bolca rastlanıyor. Taşlık ve kırmalık balıklar da tutabilirsiniz. İstavrit, çinekop, lüfer, uskumru ve palamut bolca görülüyor. Sahil kayalık olduğundan fırlatma olta kullanmanız en verimli sonucu verecektir.

Karaburun Kanlıkaya - İzmir



Yanınıza kumanya alın. Olta balıkçılığı için kış ayları en uygun mevsim. Olta ile Kanlıkaya sahilinden sargoz, çipura, koppez, sarpa en fazla yakalanan balıklar. Kıyıdan kayık ve tekneyle biraz açılabilenler ise fangri, mercan, uskumru ve istavrit yakalama şansına sahip oluyor. Bahar aylarında zokayla kalamar avcılığı da yapılıyor. Yaz aylarında en gözde balık kefal. Kanlıkaya çevresinde tesis olmadığından amatör balıkçıların ihtiyaçlarını yanında götürmesi öneriliyor.

Faroz Mahallesi- Trabzon



Mavruşkil buradan çıkar. Trabzon’un balıkçısı ve futbolcusuyla ünlü Faroz Mahallesi sahilinde istavrit, barbunya, çok az çıkmakla birlikte izmarit, ispariza, geceleri de yörede mavruşkil olarak bilinen ve yurdun başka yerlerinde eşkina olarak adlandırılan balık avlanıyor. İstavrit türü balıklar için kamışlarla atılan birkaç oltalı çapari, kumda gezinen barbunya için ise kurşun altına takılan oltalar kullanılabilir. Sadece gece av veren ve ağırlıkları birkaç kiloyu geçen mavruşkil için daha kalın misina ve büyük olta kullanmak gerekir. Faroz Balıkçı Barınağı’nda bulunan balıkçı kahvesi, kapalı ve açık bölümü ile hizmet veriyor.

Mordoğan İskelesi- İzmir



Ege’de, Eski Foça’nın tam karşısındaki Mordoğan’da aralık-şubat arası bolca olmak üzere yaz-kış levrek avlayabilirsiniz. Mayıs-haziranda mırmır ve surpa, yılın her zamanı kefal çıkıyor. Mordoğan’ın merkezinde bulunan iskelenin üstünü ve sahil güvenliğin etrafını arabayla geldiğinizde otopark olarak kullanabilirsiniz. İskele üstündeki lokanta ve kafeteryalardan yiyecek ve içecek temin edebilirsiniz. Sabah 5.00’te açılan, iskeleye çok yakın bir çorbacı da var.

Gümrük İskelesi- Çanakkale



Marmara Denizi’nin ortalarında bulunan değerli balıkların, Çanakkale kıyılarına gelmesi bu noktada tür açısında zenginlik oluşturuyor. Gümrük İskelesi (Donanma önü) yıl boyu amatör balıkçılara ev sahipliği yapıyor. Tüm yıl boyunca istavrit, izmarit, kocagöz yakalanabilir. Ekim-ocak arasında lüfer ve uskumru çıkıyor. Çanakkale, Karadeniz’den gelen balıkların Ege’ye giderken geçiş yolu. Dolayısıyla eylül-ekim ayları arasında levrek, mart-kasım arasında palamut yakalanabilir. Bu noktaya arabayla rahatlıkla gidebilirsiniz. İskelenin etrafında park yeri bulma sorunu yok. Üzerindeki lokanta ve kafeteryalar sayesinde yiyecek ve içecek temin etmeniz çok kolay.

Foça Küçükdeniz - İzmir


Ege’nin ünlü tatil beldesi Foça adaları, yarımadaları, korunaklı Büyükdeniz ve Küçükdeniz’i ile her mevsim, her türlü hava koşulunda amatör balıkçıları eli boş bırakmıyor. Küçükdeniz sahili, amatör oltacıların rağbet ettiği bir yer. Sahildeki kafeteryalar keyifli saatler geçirmek isteyenler için sabahın erken saatlerinden geceyarısına kadar hizmet veriyor. Foça’da levrek ve kefal en fazla tutulan balıklar. Ayrıca sardalye ile çipura, karagöz tutmak da mümkün. Küçükdeniz’den kiralayacağınız kayıklarla biraz açığa çıkıp, mercan, çipura, izmarit, kolyoz, istavrit tutabilirsiniz.

Karataş Sahili - Adana



Olta balıkçıları, Adana’ya 47 kilometre uzaklıktaki Karataş’ın sahillerine ekimden itibaren akın ediyor. Cemre suya düşünceye kadar süren av sezonunda iskele, barınak, adalar, Harbiş Sitesi kayalıkları ve Atapark bölgesinde olta sallanabilir. En çok levrek, çipura, karagöz, mırmır, kayabalığı, karakulak, kefal, istavrit çıkıyor. Levrek ve lüfer avlamak için oltayı 30-40 metre ileriye fırlatmak gerekiyor. Mercan için dip oltası uygun olur. Sahil kıyısındaki lokantalarda yeme içme imkanı bulunsa da olta balıkçıları, termoslarda sıcak çay ve kahvaltılık getiriyor.

Bebek Akıntıburnu - İstanbul



Akıntıburnu İstanbul Boğazı’nın tam dönüş noktası. Boğaz’dan geçen akın balıklarına burada olta sallayanlar kolaylıkla rastlayabilirler. Kroça, tüm yıl boyunca istavrit, eylül-kasım arası lüfer ve çinekop, yaz aylarında ise zargana çıkıyor. Oldukça geniş bir alan olduğu için rahat rahat balık tutmanın keyfine varabiliyorsunuz. Arabayla gelirseniz hemen Akıntıburnu’nun önündeki parka veya Arnavutköy’ün sokaklarına park edebilirsiniz. Sahildeki minibüslerde dürüm yiyip çay içebilirsiniz.

Kuleli Askeri Lisesi Önü - İstanbul



İstanbul Boğazı’nın en güzel yerlerinden biri. Anadolu yakasındaki balıkçılar bu noktayı fazlaca tercih ederler. 12 ay boyunca istavrit, iskorpit, ekim-nisan arasında çinekop rahatça avlanabilir. Burası için standart seçim 25 beden 50’lik olta ideal. Bir tarafında Kuleli Askeri Lisesi, balık tutulan yerde ise park alanı var. Etrafta çay, su ve köfte satan seyyar satıcılar var, fakat balıkçılar genelde kendi çaylarını ve yiyeceklerini getiriyorlar.

Yorum Yaz