İstanbul'un sembolleri

İstanbul’un isim efsaneleri

Tarihi ve kültürel zenginliği, kalabalık nüfusu, dinamizmi, gece-gündüz ve iş yaşamının yanı sıra sorunlarıyla da dünyanın önde gelen metropolleri arasında sayılan İstanbul, semt isimleri ve bunlarla ilgili anlatılan efsanelerle de dikkati çekiyor.

9 ayrı dil ve kültürde 33 farklı isimle anılan İstanbul’un eski semtleri de adlarını, halk arasında veya tarih kitaplarında anlatılan ilginç olaylardan alıyor.

KENTİN 33 İSMİ

Çeşitli dil ve medeniyetlerde farklı şekillerde adlandırılan İstanbul, Grekçe’de “Vizantion”, Latince’de “Bizantium, Antoninya, Alma Roma, Nova Roma”, Rumca’da “Konstantinopolis, Istinpolin, Megali Polis, Kalipolis”, Slavca’da “Çargrad, Konstantingrad”, Vikingce’de “Miklagord”, Ermenice’de “Vizant, Stimbol, Esdambol, Eskomboli”, Arapça’da “Bizantiya, el-Mahsura, Kustantina el-uzma”, Selçuklular’da “Konstantiniyye, Mahrusa-i Konstantiniyye, Stambul” ve Osmanlıca’da “Dersaadet, Deraliyye, Mahrusa-i Saltanat, Istanbul, Islambol, Darü’s-saltanat-ı Aliyye, Asitane-i Aliyye, Darü’l-Hilafetü’l Aliye, Payitaht-ı Saltanat, Dergah-ı Mualla, Südde-i Saadet” gibi bilinen farklı 33 isme sahip.

Eskiden beri hep İstanbul semtlerinin isimleri nasıl oluşmuş, hikayesi nedir diye merak ederdim. Yaklaşık 40 gündür İstanbul'dayım ve hemen hergün bu isimleri dolmuşların, otobüslerin üzerinde görüyorum. Yine merak edip araştırayım dedim. Eminim daha pekçokları var ama benim şimdilik bulabildiklerim bunlar. Aklıma geldikçe yenilerini eklemeye çalışacağım.

Aksaray:
Fatih'in sadrazamı Ishak Paşa, Iç Anadolu Bölgesi'ndeki Aksaray'ı ele geçirdikten sonra orada yaşayan bölge insanlarını bugünkü Aksaray semtinin bulunduğu yere gönderir. Aksaraylılar da semte adlarını verirler.

Ahırkapı:
Marmara Denizi'nin kıyısında yer alan yedi ahır kapısından birisi olan bu semte, Padişah atlarının bulunduğu has ahırın yanında yer aldığı için Ahırkapı ismi verildi.

Aşiyan:
Kuş yuvası. Günümüzdeki ismini şair Tevfik Fikret'in burada bulunan, Farsçada kuş yuvası anlamına gelen 'Aşiyan' isimli evinden alıyor. Bağlarbaşı: Semt, en ünlü bağ ve bahçelerin bir dönem burada yer almasından dolayı bu adla anılıyor.

Bebek:
Semtin isminin nereden geldiği konusunda iki rivayet bulunuyor. Bunlardan ilki, Fatih Sultan Mehmet'in bölgeyi koruması için gönderdiği bölükbaşının Bebek lakaplı olması. Diğeri ise padişahın semtteki bahçesinde gezerken yılan görüp korkan şehzadesine bebek demesi ve bundan sonra bahçesinin bebek bahçesi olarak anılması.

Beşiktaş:
İlk görüş, semtin ismini Barbaros Hayrettin Paşa'nın gemilerini bağlamak için diktirdiği beş taştan aldığı yönünde. Diğeri ise bir papazın burada yaptığı kiliseye Kudüs'ten getirdiği beşik taşını koyduğu ve ismin buradan geldiği yönünde.

Beyazıt:
Sultan II. Beyazıt'ın buraya kendi ismiyle anılacak bir külliye yaptırmasından sonra semt, Beyazıt olarak anılmaya başladı.

Beyoğlu:
Semtin isminin nerden geldiği konusunda çeşitli rivayetler bulunuyor. Bunlardan ilkine göre, İslamiyet'i kabul edip burada oturmaya başlayan Pontus Prensinden adını alıyor semt. Diğerine göreyse, 'Bey Oğlu' diye anılan Venedik Prensinin burada oturmasından geliyor semtin adı. Son bir rivayet de, burada oturan Venedik elçisine, yazışmalarda, "Beyoğlu" diye hitap edilmesinden semtin bu adla anıldığını söylüyor.

Bahçelievler:
1930'larda, Fikret Yüzatlı, yüzölçümü 500 dönüm olan incirli Çiftliği'nin sahibiydi. 0 dönemde Fikret Yüzatlı'nın bir arkadaşı olan Ali Galip Ersel ismindeki emlakçının bu çiftliği satılığa çıkarmasıyla birlikte Bahçelievler'in kuruluş hikayesi başladı.

Bağcılar:
İlçe, Osmanlı döneminde Rum ahalinin yaşadığı Mahmutbey Nahiyesi'nin köylerinden biridir. Zamanla bu köylerden biri olan Çıfıtburgaz'ın adı Bağcılar olarak değiştirilir.

Bakırköy:
Bizanslıların 'Makri Hori' dedikleri semt, 14. yüzyılda Osmanlıların eline geçince 'Makriköy' adını aldı. 1925'te ulusal sınırlar içindeki yabancı kökenli adların değiştirilmesi sırasında Atatürk'ün isteğiyle semt Bakırköy adını aldı.

Beykoz:
Tarihi gelişimi M.Ö. 7OO'lü yıllara dayanıyor. Bu tarihte bölgeye deniz yolu ile gelen Traklar, Bebrik adıyla bir devlet kurmuşlar. Köy kısa zamanda gelişmiş ve Kral Amikos bu köye kendi adını vermiş. 1402 yıllarında Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı imparatorluğu topraklarına katılınca adı Amikos'tan Beykoz'a dönüşmüş.

Bostancı:
Semt, adını eskiden her türlü meyve ve sebzenin yetiştirildiği bostanlardan biri olmasından alıyor.

Çatladıkapı:
Bizans zamanında yapılan surların Sidera adı bir verilen kapısı, 1532 tarihinde meydana gelen depremde çatlayınca, hem semt hem de kapı Çatladıkapı olarak anılmaya başladı.

Çemberlitaş:
Bizans'ın en önemli meydanlarından Constantinus Forumu'nun bulunduğu yerdeki büyük sütunlardan birisi olan Çemberlitaş, semte adını verdi.

Çengelköy:
Eskiden gemi çapaları bu köyde yapıldığı için isminin buradan geldiği tahmin ediliyor.

Çıksalın:
Güzel manzaralı, geniş bir çevreye hakim olan bölgeye, halk arasında "çık, salın" denilmeye başlandı.

Eminönü:
Osmanlı döneminde çarşıdaki esnafı denetleme yetkisi 'Emin'lere aitti. Semt, adını burada bulunan 'Gümrük Eminliği'nden alıyor.

Eyüp:
İstanbul' un fethinden sonra ilk yapılan camilerden birisi olan ve Banisi Fatih Sultan Mehmed olan cami ve külliyenin adını taşıyor.

Fatih:
Bu semt adını İstanbul'u fetheden Fatih Sultan Mehmed'in kendi adına yaptırmış olduğu cami ve külliyesinden alıyor.

Feriköy:
Semt adını Sultan Abdülmecit ve Abdülaziz dönemlerinde yaşayan Madam Feri'den alıyor. Bölgede bulunan geniş topraklar padişah tarafından Madam Feri'nin eşine bağışlanmıştı. Ama eşi ölünce semt onun ismiyle anılmaya başlandı.

Galata:
Gala, Rumca da "süt" anlamına geliyor. Bir rivayete göre Galata'nın adı semtteki süthanelere gönderme yapılarak türetildi. Başka bir görüşe göre ise Italyanca 'denize inen yol' anlamına gelen 'galata' kelimesi düşünülerek bu isim verildi.

Horhor:
Fatih'te bulunan semt, adını Horhor çeşmesinden alıyor. Rivayete göre Fatih Sultan Mehmet bölge civarında yürürken yerin altından su sesleri duyar ve yanındakilere, "Buraya bir çeşme yapın baksanıza 'hor hor' su sesleri geliyor" der ve buraya bir çeşme yapılır. Çeşme de semt de Horhor ismiyle anılmaya başlar.

Kadıköy:
Sur şehrinden gelen Fenikeliler (Tyrienler) bir şehir kurmuş, buraya 'Yenişehir' anlamına gelen Chalkedon demişlerdir. Daha sonraki yıllarda İstanbul Türkler tarafından zaptedilmiş ve Kadıköy, Fatih'in ilk kadısı olan Hıdır Bey'e makam ödeneği karşılığı verilmiştir. Eski adı Kadıköy olarak söylenip, günümüze kadar gelmiştir.

Karaköy:
Bizans Devrinde Hasköy ve Karaköy arasındaki bölgede Karai Museviler oturmaktaydılar. Semt Osmanlı Döneminde de Karailerin oturduğu semt manasında Karaköy olarak bilinmektedir.

Kağıthane:
Fatih Sultan Mehmed devrinde kağıt imal edilen imalathanelerden dolayı semt adını almıştır.

Kalamış:
Eski yunanca 'sazlık ve kamışlık' yer manasında 'Kalamış' kelimesinden türetilmiş.

Okmeydanı:
Fetih Ordusu kuşatmanın bir kısmını burada kurulan karargâhta geçirmiş. Semtin ismi de böylelikle Okmeydanı olarak kalmış.

Pendik:
Semtin Bizans dönemindeki ismi 'her tarafı surlarla çevrili' anlamına gelen Pantikion ya da Pentikion'du. Bilinen en eski adı Pantikapion ve Pantikapeum, Roma dönemindeki ismi ise Panticio, Pantecio, Panticia.. Duvar anlamına gelen Pendik kelimesinin de bu eski isimlerden doğduğu sanılıyor. Bazı kaynaklara göre de Pendik 'beş burun' anlamını taşıyor. Ural dağlarından gelip bu bölgeye yerleşenlerin Farsça beş. köy anlamında 'Penchdeh' ismini kullandığı söyleniyor.

Samatya:
Bizans Devrinde bu bölge kumluk arazi ve yer manasında 'Pshamatos-Psmathia' olarak biliniyordu. Söylene söylene Samatya oldu.

Sarıyer:
İlçenin ismi sırasıyla Simas'tan Skletrinas'a, daha sonra Mezarburnu, Altın Yar, Sarı Lira Yer ve Sarıyar'a, son olarak da Sarıyer'e dönüştü. Sarıyar isminin altın ve bakır çıkarılan maden mahallesi ile şifa suyu arasındaki yarlardan geldiği biliniyor.

Silivri:
Yoğurdu bile neredeyse tarihe karışacak semtin filmlere konu olacak köklü bir geçmişi var. Antik çağdaki ismi Selymbria veya Selybria.

Sütlüce:
Bugün Sütlüce semtinin olduğu yerde Süt Menbat isimli bir Rum köyü vardı. Köyün bir köşesindeki bakır bir kadın heykelinin memelerinden su akar; bu suyun, kadınların sütünü çoğalttığına inanılırdı. Bundan dolayı semt, Sütlüce olarak anılır oldu.

Şaşkınbakkal:
Henüz yerleşimin olmadığı dönemlerde yaz günleri denizden yararlanmak için bölgeye gelenlere bir bakkal dükkânı açıldığını görenler, burada iş yapılmayacağını düşünerek bakkala "şaşkın bakkal" yakıştırması yaptılar. Bundan sonra da semt Şaşkınbakkal olarak anılmaya başlandı.

Şile:
Yunanca bir kelime olan 'Şile' nin anlamı yaban çiçeği. Şile adını bir bitki türü olan 'mercanköşk' ten alır.

Şişli:
Şiş yapımıyla uğraşan ve Şişçiler diye anılan bir ailenin burada bir konağı olduğu ve 'Şişçilerin Konağı'nın zamanla değişikliğe uğrayarak 'Şişlilerin Konağı' hâline gelmesiyle semtin adının Şişli olarak kaldığı anlatılıyor.

Tahtakale:
Sözlük anlamı 'kale altı' olan Taht-el-kale' nin bozulmasıyla Tahtakale'ye dönüşen semtin, Mercan ya da Beyazıt dolaylarındaki eski sur benzeri yapının aşağı kotunda yer aldığı için bu ismi aldığı tahmin ediliyor.

Taksim:
Osmanlı zamanında sucuların; suyu, halka taksim ettikleri yer, Taksim olarak anılmaya başlandı.

Teşvikiye:
Sultan Abdülmecit'in bir mahalle kurulması için teşvikte bulunduğu semtin adı Teşvikiye olarak kaldı. Bu durumu, Harbiye Karakolu ile Rumeli ve Valikonağı Caddelerinin kesiştiği kavşakta bulunan iki taş belgeliyor.

Tophane:
İstanbul'un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed bu bölgeye büyük bir tophane inşa ettirmişti. Osmanlı döneminde topların döküldüğü bu bina halen mevcuttur.

Unkapanı:
Bazı satış yerlerinde Arapça'da 'Kabban' adını taşıyan büyük teraziler bulunduğundan, buraları Kapan adını taşırdı. Sahiline buğday ve arpa yüklü gemiler demirlediğinden, semt bu adı aldı.

Ümraniye:
Semtin ilk adı 'Yalnız Selvi'. Tarihi kaynaklara göre Ümraniye'ye ilk yerleşenler Frigya'lılar. Çam ağacını kutsal kabul eden Frigyalılar küçük ve Büyük Çamlıca' dan başlayarak Alemdağ ve Kayış Dağı'na kadar bütün araziyi çam ormanlarıyla donatmışlar. Arapça kökenli Ümran sözcüğünden gelen Ümraniye'nin anlamı kalkınmış, gelişmiş, bayındır yer demek.

Üsküdar:
M.Ö. 7 .yy 'da bir Grek kolonisi olarak kurulan Halkedon'un (Kadıköy) iskelesi ve tersaneleri, bugünkü Üsküdar'ın yerleştiği alanda bulunur ve buraya Hrisopolis (Altın Şehir) denirdi. Yörenin bu adla anılması çeşitli biçimlerde yorumlanıyor. Pers işgali sırasında Anadolu Yarımadası'ndaki kavimlerden ve halktan vergi olarak toplanan altınlar buradaki hazinelerde saklandığı için yöreye bu adın yakıştırıldığı söyleniyor. Bir başka yoruma göre de Agamemnon'un oğlu Krizes kaçarak Anadolu'ya gelmiş ve Üsküdar'da öldüğü için şehir onun adıyla anılmış. Kimileri de, günbatımında evleri karşı yakadan yaldızlı gibi göründüğü için Üsküdar'a Altın Şehir adının verildiğini söylemektedir. Üsküdar adıysa, kimi kaynaklara göre Farsça 'ulak' anlamına gelen 'Eskudari' den türemiştir. Kimi kaynaklara göre de, Bizans devrinde, Skutari denilen asker kışlaları, şehrin bu yakasında yer aldığı için semt Skutarion diye anılıyordu. Bu isim zamanla Üsküdar'a dönüştü.

Veliefendi:
Hipodrom bir zamanlar Şeyhülislam Veli Efendi'nin sahibi olduğu topraklar üzerinde kurulduğundan semtin adı Veli Efendi'yle anılıyor.


9 dilde İstanbul
İstanbul'un pek çok dilde çok farklı isimleri bulunuyor.
Grekçe: Vizantion
Latince: Bizantium, Antoninya, Alma Roma, Nova Roma
Rumca: Konstantinopolis, İstinpolin, Megali Polis, Kalipolis
Slavca: Çargrad, Konstantingrad
Vikingce: Miklagord
Ermenice: Vizant, Stimbol, Esdambol, Eskomboli
Arapça: Bizantiya, el-Mahsura, Kustantina el-uzma
Selçuklular zamanında: Konstantiniyye, Mahrusa-i Konstantiniyye, Stambul
Osmanlıca'da: Dersaadet, Deraliyye, Mahrusa-i Saltanat, İstanbul, İslambol, Darü's-saltanat-ı Aliyye, Asitane-i Aliyye, Darü'l-Hilafetü'l Aliye, Payitaht-ı Saltanat, Dergah-ı Mualla, Südde-i Saadet.



İSTANBUL'UN SEMBOLLERİ



Galata Kulesi:
1384 yılında Galata olarak adlandırılan Ceneviz kolonisinin surları arasındaki en yüksek noktaya inşa edilen Galata Kulesi, görkemli mimarisiyle de İstanbul siluetinin ayrılmaz bir parçası...

Kız Kulesi:
12. yüzyıla kadar dayanan tarihiyle Boğaziçi’nin en eski yapılarından biri olan
Kız Kulesi, efsanelerle dolu tarihi ve kendine has yapısıyla da İstanbul denince akla gelen ilk sembollerden biri…
 

Boğaziçi Köprüsü (isterseniz FSM'de alabilirsiniz).
İki kıta üzerinde yer alan tek metropol olan İstanbul’un kıtalararası bağlantı noktalarından birini oluşturan Boğaziçi Köprüsü 1973 yılında hizmete açıldı. O tarihten bu yana da İstanbul’a inci bir gerdanlık gibi ışıltı katıyor.


 
Topkapı Sarayı:
1470 yılında Fatih Sultan Mehmed tarafından yaptırılan ve imparatorluğun yönetim üssü olarak hizmet veren Topkapı Sarayı, paha biçilmez hazineleriyle Osmanlının tüm ihtişamını yansıtıyor.


Ayasofya:
1. Justinianos tarafından yaptırılan ve günümüzde bile hâlâ keşfedilememiş mimari sırları ile bir başyapıt olarak kabul gören Ayasofya Müzesi, görenleri kendisine hayran bırakıyor.


Dolmabahçe Sarayı:
1856 yılında yaptırılan Dolmabahçe Sarayı, Osmanlı hanedanının batılı yaşantısının en önemli sembolleri arasında yer alıyor. Ulu önderimiz Atatürk’ün de son günlerini geçirdiği saray, Boğaz’ın en nadide eserlerinden biri.


Sultanahmet Cami:
Orijinal olarak 6 minare ile inşa edilen tek cami olan Sultanahmet Camii, görkemli kubbesi ve şahane İznik çinileriyle İstanbul silüetine benzersiz bir zarafet kazandırıyor.























 

İSTANBUL'DAKİ TÜRBELER
1  2  3  6 7   8 
YUŞA TEPESİ
SAHABE KABİRLERİ
http://ia311519.us.archive.org/3/items/sahabe/1991_ebu_derda.wmv
http://ia311519.us.archive.org/3/items/sahabe/1991_abdullah_ensari.wmv
http://ia311519.us.archive.org/3/items/sahabe/1991_abdullah_hudri.wmv
http://ia311519.us.archive.org/3/items/sahabe/1991_abdurrahman_sami.wmv
http://ia311519.us.archive.org/3/items/sahabe/1991_cabir_abdullah.wmv

1  2  3  4  5  7

İSTANBUL HAKKINDA AZ BİLİNENLER

Çeşitli dil ve medeniyetlerde farklı şekillerde adlandırılan İstanbul, Grekçe’de “Vizantion”, Latince’de “Bizantium, Antoninya, Alma Roma, Nova Roma”, Rumca’da “Konstantinopolis, Istinpolin, Megali Polis, Kalipolis”, Slavca’da “Çargrad, Konstantingrad”, Vikingce’de “Miklagord”, Ermenice’de “Vizant, Stimbol, Esdambol, Eskomboli”, Arapça’da “Bizantiya, el-Mahsura, Kustantina el-uzma”, Selçuklular’da “Konstantiniyye, Mahrusa-i Konstantiniyye, Stambul” ve Osmanlıca’da “Dersaadet, Deraliyye, Mahrusa-i Saltanat, Istanbul, Islambol, Darü’s-saltanat-ı Aliyye, Asitane-i Aliyye, Darü’l-Hilafetü’l Aliye, Payitaht-ı Saltanat, Dergah-ı Mualla, Südde-i Saadet” gibi bilinen farklı 33 isme sahip. Tarihçilere göre,  İstanbul isminin nereden geldiğine yönelik bir rivayette de kent, Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedildikten sonra nüfusun çoğunu Müslümanlar oluşturduğundan, bunu ifade etmek için “İslambol” adı kullanıldı. Kentin adının son şekli ise 1920 yılında Atatürk’ün şehrin ismini “İstanbul” olarak belirlemesiyle gerçekleştiği anlatılıyor.

Adalardan bir prens gelir bizlere

İstanbul’un ilçelerinden Adalar’ın yabancılar tarafından “Prens Adaları” olarak anıldığı, bunun nedeninin ise Roma ve Bizans devirlerinde prenslerin ve asillerin bu adalara sürgün edilmelerinden kaynaklandığı söyleniyor.  Kınalıada’nın isminin, kırmızıya çalan demir oksitli toprağı, Sedef Adasının ise uzaktan bakıldığında bitki örtüsünün sedefe benzetilmesinden kaynaklandığı belirtiliyor.

Hz İsa’nın beşik taşı

Beşiktaş ise İstanbul’un fethi sırasında küçük bir Rum köyüydü. Bir rivayete göre, Barbaros Hayrettin Paşa’nın gemilerine demir attırıp halatlarını bağlamak amacıyla diktirdiği 5 adet taş direkten, bir diğer rivayete göre ise bir papazın bu semtte yaptırdığı kiliseye Kudüs’ten Hazreti İsa’nın yıkandığı “beşik taşı”nı getirtmesinden alıyor ismini.

Suların taksim edildiği yer

Eğlence mekânı olarak bilinen Taksim ise 1. Mahmut döneminde yapılmış olan meydanın köşesindeki sivri kubbeli yapıdan adını alıyor. Bu yapının ismi ise kente ilk defa kuzey ormanlarından su getirilip, suların taksim edildiği yer olarak bilinen “Maksem”den geliyor.

Bey’in oğlu

Beyoğlu semti adını, İslamiyet’i kabul edip burada oturmaya başlayan Pontus prensinden veya ‘Bey Oğlu’ diye anılan Venedik prensinin burada oturmasından almış.

Tarihi yarımadada turistlerin gözbebeği Eminönü ilçesinde, Fatih Sultan Mehmet döneminden itibaren “Gümrük Eminliği” binası bulunduğu için “Eminlik Önü” diye anılıyordu. Semtin adı zamanla bugünkü haline dönüştü.

Avcıların bıldırcını

Tarihi Osmanlı’ya dayanan ve 1912 Balkan Savaşı sonrasında Bulgaristan’dan gelen Türkler’in yerleştirildiği “Avcılar” ilçesi adını, “sonbaharda kuzeyden gelen bıldırcın sürüleri ve av hayvanlarının burada çok olmasından” alırken, “Ambarlı” semtinin adı “1924 yılında mübadeleyle giden Rum çiftçilerin köyünde ambarlarının bulunduğu yer olmasından, Denizköşkler ise eskiden İstanbullular’ın denize girdikleri sayfiye yerlerinden biri olmasından geliyor.

40 tür üzüm nerede yetişir?

Osmanlı döneminde yine Rumların yaşadığı köylerden biri olan Bağcılar ilçesi, 1929 yılında Bulgaristan’dan gelenlerin “Çıfıtburgaz” olarak bilinen bu çiftlik arazisine yerleştirilmesi ve devlet tarafından temin edilen üzüm fidelerinin burada yetiştirilmesi nedeniyle bu adla anıldı. İlçede, eskiden 40 değişik türde üzüm yetiştiriliyordu. Yenibosna semtinin ilk adının, “Saraybosna” olduğu biliniyor. Bir rivayete göre Osmanlı döneminde Saraybosna yakınlarında yararlılık gösteren bir beye tımar olarak verilmesinden dolayı semt bu adı aldı.

Eskinin Uzunköy’ü, Atatürk’ün Bakırköy’ü

Bizans döneminde ismi ‘Makri Hori’ (Uzun köy) olan semt, 14. yüzyılda Osmanlı topraklarına katıldıktan sonra ‘Makriköy’ olarak anılmaya başlandı. Cumhuriyet’in kurulmasının ardından Türkiye sınırları içerisinde kalan yabancı kökenli isimlerin değiştirilmesi sırasında Atatürk’ün isteğiyle semt, Bakırköy adını aldı. Florya’nın ismi hakkında ise pek çok rivayet bulunuyor. Reşad Ekrem Koçu’ya göre, İskender Çelebi, Arnavutluk’un Florina kasabasındandı ve inşa ettirdiği bahçeye verdiği bu isim, zamanla “Florya” adına dönüştü. Bebek semti ismini, Sultan Fatih’in Rumeli Hisarı’nın yapımı ve kuşatması sırasında bölge asayişini sağlamak için “Bebek Çelebi” lakaplı bir bölük başı tayin etmesinden alıyor.‘Gala’ kelimesi Rumca’da ‘süt’ anlamı taşıyor ve semtteki süthanelere gönderme yapılarak ‘Galata’ ismi türetildi. Diğer bir anlatıya göre de bu isim, İtalyanca’da ‘denize inen yol’ anlamına gelen ‘galata’ kelimesinden geldi.

Kilisenin uçan taşları

Rivayete göre Kabataş, yıldırım düşmesi sonucu Güngörmez Kilisesinin havaya uçan taşlarından birinin buraya düşmesinden alıyor adını. Maçka, Rumca’da “kalın sopa” anlamına gelen “Matsouka” ya da “maçugah (nişangah)” sözcüğünden doğdu.

Zamanın Osmanlı sultanlarından biri bir gün emir vererek İstanbul’un havası en temiz semtinin bulunmasını ister. Nasıl ölçüleceği konusunda ise vezirlerden yardım ister. Vezirlerden biri her semte kanlı et bulunan direklerin asılmasını, en geç bozulan etin olduğu direğin havası en temiz semt olacağını söyler. Kanlıca, büyük arayla birinci olur ve sultan emir vererek buraya ‘Kanlıca’ ismini verir.” Bizans’ın ‘Skutari’ denilen ve şehrin Anadolu yakasında bulunan askeri birliklerinden gelen ‘Skutarion,  zamanla değişerek Üsküdar oldu.

Has ahırın yedi kapısından biri

Aksaray”ın, Fatih Sultan Mehmet’in sadrazamı İshak Paşa’nın İç Anadolu Bölgesi’ndeki Aksaray’ı ele geçirdikten sonra o bölgede yaşayanları buraya gönderdiği ve semtin adının buradan geldiği, “Ahırkapı”nın, Marmara Denizi’nin kıyısında yer alan ve padişah atlarının bulunduğu “Has Ahır”ın 7 kapısından birisinin bu semtte bulunmasından kaynaklandığı biliniyor.

Tevfik Fikret’in kuş yuvası

Aşiyan semti, Tevfik Fikret’in burada bulunan ve Farsça’da “kuş yuvası” anlamına gelen “Aşiyan” adlı evinden alıyor adını. Bağlarbaşı’ nın ise dönemin ünlü bağ ve bahçelerin burada yer alması nedeniyle bu adı aldığı belirtiliyor. Beyazıt  Sultan II. Beyazıt’ın semtte kendi ismiyle anılan bir külliye yaptırmasından geldiği biliniyor. Bizans’ın en önemli meydanlarından Constantinus Forumu’nun büyük sütunlarından birisi olan Çemberlitaş, bulunduğu bu semte adını verdi.

Madam Feri’nin Feriköy’ü

Sultan Abdülmecit ve Abdülaziz dönemlerinde yaşayan ‘Madam Feri’ye bölge toprakları bağışlandı ve semtin ismi bu şekilde oluştu. Teşvikiye İsmi, Sultan Abdülmecit’in, bölgede yeni bir mahalle kurulması için teşvikte bulunmasından geldiği ve bu durumun, Rumeli ile Valikonağı caddelerinin kesiştiği noktada bulunan bir taş kitabede de belgelendiği biliniyor.
Şeyhülislam Veli Efendi’nin sahibi olduğu topraklar üzerine kurulan hipodrom, semte de Veliefendi ismini verdi.”

Kaynak: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş’nin “İstanbul’un İlçe ve Semt İsimleri-1” adlı kitabından.


Gezilecek yerler
1  2  3  4  5
Tarihi
1  2  3

*Karadeniz ve Akdeniz'i birbirine bağlayan deniz yolu üzerinde kurulu olan İstanbul, günümüzde olduğu gibi o zamanlar da oldukça önemli bir şehirdi. 1453 yılına kadar farklı zamanlarda, Avarlar, Araplar, Avrupalılar ve Osmanlılar tarafından defalarca kuşatılmış, fakat gerek Bizans'ın sahip olduğu Rum ateşi (grejuva), gerekse şehrin o zamanlar için aşılamaz olarak görülen surları, bu fetih hareketlerini başarısız kılmıştı. Sayıları 29 olan kuşatmalar sırayla şunlardır:


--M.Ö 340 Makedonya Kralı Phillippe

--M.Ö 194 Roma İmparatoru Septim Severus (Başarılı olmuştur.Şehir artık Romalılara bağlanmıştır.)

--M.S 616 İran Hükümdarı Keyhüsrev

--M.S 626 İranlılar ve Avar Türkleri ortak

--M.S 672 Emevi Halifesi Muaviye

--M.S 712 Emevi Halifesi I.Velid

--M.S 722 Emevi Halifesi I.Velid (Yalnızca Galata Limanı alınmış, Arap Camii inşa edilmiştir.)

--M.S 782 Abbasiler (Kent haraca bağlanmıştır.)

--M.S 854 Abbasi Halifesi Mütevekkil

--M.S 864 Ruslar

--M.S 869 Abbasi

--M.S 936 Ruslar

--M.S 959 Macarlar

--M.S 970 Abbasiler (Kent haraca bağlanmıştır.)

--M.S 1203 Latinler (Latinler İstanbul'u 1261'e kadar ellerinde tuttular.)

--M.S 1302 Venedikliler

--M.S 1348 Cenovalılar

--M.S 1391-1396 Osmanlı Padişahı I.Beyazid (Şehir İstanbul'da bir Türk Mahallesi kurulması isteğine karşı çıkılması üzerine ablukaya alınmıştır.)

--M.S 1412 Osmanlı Şehzadesi Musa Çelebi

--M.S 1422 Osmanlı Padişahı II.Murat

--M.S 1437 Cenovalılar

--M.S 1453 Osmanlı Padişahı II.Mehmed (Başarılı olmuştur. Sonrasında şehir Türklerin hakimiyeti haline girmiştir.)

 

*Bunun yanında Atilla'nın(Avrupa Hun Devleti hükümdarı), Vikinglerin, Bulgarın ve Gotların da kuşatma yaptığı bazı kaynaklarda geçer ama tarihleri bilinmemektedir.

ÖNCEKİ MUHASARALAR VE 29. KUŞATMA


1, Kuşatma : M.Ö. 477 de yunanlı AVSANİLUYAS tarafından kuşatılmıştır.
2, Kuşatma : m.Ö. 410 yılında yine yunanlı komutan ALKİBİYADES komutasındaki yunan ordusu tarafından kuşatılmıştır.
3, Kuşatma : M.Ö. 347 yılında tarihte komutan olarak ün salmış olan İskenderin Babası PHİLİPE tarafından yapılmış , bir başarı elde edilememiştir.
4, Kuşatma : m. 194 yılında Roma imparatoru SEPTİMUS SEVERUS komutasındaki Roma ordusu tarafından yapılmış ve 3 yıl sürmüş, surlar içinde açlık, hastalık yüzünden mukavemet kırılmış ve şehirler ele geçirilmiştir. Yağmalarla sehir harap edilmiş ve halkıda kılıçtan geçirmiştir.
5, Kuşatma : M. 313 yılında SEZER MAKSİMUS Tarafından yapılmıştır.
6, Kuşatma : M. 315 yılında BÜYÜK KONSTANTİN Tarafından gerçekleştirilmiştir.
7, Kuşatma : m. 616 yılında İran Hükümdarı KEYHÜSREV ordularıyla gerçekleştirilmiştir.
8, Kuşatma : M. 636 yılında AVARLAR tarafından Yapılmıştır.
9, Kuşatma : M. 654 yılında 3. Halife HZ. OSMAN zamanında Suriyenin Şam Valisi Muaviye nin Komuta ettiği Arap odusuyla Yapılmıştır.
10, Kuşatma : M. 668 yılında HZ.MUAVİYE nin halifeliği zamanında oğlu YEZİD komutasında Bir arap ordusuyla yapılmıştır.Ordu içinde hastalık nedenin den geri dönülmüştür.
11, Kuşatma : ( Tarih Belirtilmemmiştir ) Emevilerin Halifesi SÜLEYMAN ABDÜLMELİK in kardeşi MESLEME TARAFINDAN Arap Ordusu ile yapılmıştır. Bukuşatma sonucu Surlar içine bir cami yaptırılması sağlanmıştır.
12, Kuşatma : 715 yılında Ömer ü'bnü ABDÜLAZİZ tarafından,
13, Kuşatma : 739 yılında Abdülaziz in Oğlu SÜLEYMAN tarafından,
14, Kuşatma : 764 yılında Bulgar Kralı PANGOS tarafından,
15, Kuşatma : 785 yılında Halife Mehdi nin Oğlu HARUN REŞİT komutasındaki Arap ordusuyla yapılmıştıur. Tam başarı sağlanacağı sırada İmparatoriçe ERYENİ ile anlaşma yapılarak vergi ödeme karşılığı kuşatma kaldırılmıştır.
16, Kuşatma : 801 yılında Halife Harun Reşit tarafından gerçekleştirlmiştir. Kadıköy önlerine kadar sokulmuş olmasına rağmen şehir tam manasıyla kuşatılmadan Arap ordusu uzaklaşmak Zorunda bırakılmıştır.
17, Kuşatma : Slav Kralı KREMAS tarafından,
18, Kuşatma : 820 de Slav despotu TOMAS tarafından ,
19, Kuşatma : 914 de Bulgaristan Kralı SİMON tarafından yapılmıştır.
20, Kuşatma : 1048 de TORYİMÜS tarafından
21, ve 22, Kuşatma : Aleksi Kanen tarafından ,
23, Kuşatma : 12 Nisan 1204 de LATİNLER tarafından kurulu HAÇLI ORDUSU
ile yapılmıştır. Bİr süre İSTANBUL da kalmışla dır ve Taş taş üstüne bırakmamışlardır.
24, Kuşatma : 1261 de İZNİK RUM İMPARATORLUĞU tarafından yapılmıştır.LOLOG buşehri latinlerden alıp yeniden BİZNS İMP. kurmuştur.
25, Kuşatma : 1391 yılında itibaaren kuşatma sırası OSMANLI ya geçmiştir. 6 ay süren 25. kuşatma Yıldırım Bayezid Tarafından yapılmıştır.
26, Kuşatma : 1396 yılında Bayezid başarıyı sağlamış fakat ;
Bizans İmparatoru Emanoel Poaleolog un diz çöküp yalvarmaları üzerine 3 madde konmuştur.
a) İstanbul Surları içinde bir islam Mahallesi Kurulacak ibadetler i,çin camiye imam getirilecek .
b) Yapılan Yeni Cami de Cuma namazlarında Yıldırım Bayezid adına hube okunacak.
c) Bizans İmparatorlupu 10.000 filorında vergi Ödeyecek.
27, Kuşatma : 28 temmuz 1402 bir cuma günü ANkara da kızışan Osmanlı Ve Timurlenk kızıştıkları arada osmanlı istanbul kuşatmasından geri çekilmiş ve Bizans lılar İslam mahallesini ve camii yi yıkmışlardır.
28, Kuşatma : 2.Murad Tarafından 1422 yılınd yapılmış , Mustafa Çelebi nin Anadolu da ayaklanma çıkarması yüzünden kuşatma kaldırılmıştır.
29, Kuşatma : Doğu Roma İmp. nun son kayzeri Konstantin Zamanında 2.MEHMED tarafından Yapılmıştır. 29 MAYIS 1453 Salı günü EBEDİYYEN Türk Kalacak Bu şehir 2. Mejmed Tarafından Feth edilmiştir.

M.Ö. 477 yılından 1453 yılına kadar feth edilmek istenen İstanbul u 2. Mehmed ( Fatih Sultan Mehmed ) feth etmiştir


Kaynak : OSMANLILAR ALBÜMÜ 2. KİTAP sayfa : 47-48



fotoğraflar
1  2  3  4   5  6  7  8

GEZİ
2  3  4  5  6











Yorum Yaz